Sporun Sporcu ile Buluşamaması

Bu başlık çok iddialı değil mi diye tepki gösterebilirsiniz ancak yazacağım bu içler acısı konuya ne yazık ki başka başlık mana katamazdı.

Yapılan araştırmalar ve anket sonuçlarına göre insanların çoğunun spor deyince aklına futbol ve derbi maçları geliyor. Bunu basketbol ve 3. Olarak da voleybol takip ediyor. Ancak burada da amaç spora sporcuya destek vermek değil tamamen ego savaşı ve fanatizm meselesi. Bunun sonucu olarak doğan manevi bir destek söz konusu. Maddi desteğe gelince yatırılan milyon dolarlar….

Oysa futbol, basketbol dışında da spor dalları ve bu dallarda faaliyet gösteren insanlar var. Güreş, atletizm, yüzme, rugby, rafting, binicilik,Okçuluk, oryantiring vs. ama ne yazık ki bunları bilmeyenlerin hatta ve hatta görmezden gelen insanların sayısı hiç az değil. Bununla birlikte yapılan maddi manevi katkı ise maalesef çok az.

Gün öyle bir gün ki sponsor desteği bir kenara, insanlar spora gönül verenleri bile vazgeçirmeye çalışıyor. Sporculara göre çoğunun aileleri sporun yaşam faaliyetlerini engelleyici nitelikte olduğu gerekçesiyle çocuklarını spordan uzak tutmaya çalışıyor. Buna okul ve sınavlar gerekçe olarak gösteriliyor ancak sporculara göre asıl sebebi sporun, maddi bir sonuç doğurmaması. Yani ailelere göre sporcu para kazanamaz, spordan meslek olmaz. Bunun için açıkçası ailelere de fazla sorumluluk yükleyemiyorum. Zira ortalama düzeyde bir spor kulübünde faaliyet göstermiyorsanız spordan para kazanmak birazcık zor gibi görünüyor hele ki yukarda saydığım ilk 3’te yer alan spor dalları dışında bir branşta kendinizi gösteriyorsanız..

Bunun yanında sporda bayana ve erkeğe verilen desteğin eşitsizliği de söz konusu. Erkek egemen bir spor zihniyeti hakim. Örneğin ülkede futbol çok ilgi görüyor maddi ve manevi destek alıyor, fanatizm ve magazinsel oranı çok yüksek ancak bayan futbol namına kimse bir şey bilmiyor. Ülkede bayan futbol takımı olup olmadığını bile bilenlerin sayısı az. Aynı şekilde kadın değil misin kır dizini otur ne işin var sahada, spor salonunda, ringde zihniyetinden de söz etmek mümkün. E haliyle insan “bu nasıl bir zihniyet bu nasıl bir yapılanma böyle !” diye isyan etmekten alıkoyamıyor kendini.

En çok sıkıntı olan durumlardan biri ise lisans sayısıyla başarının alakasız olması. Farkında mısınız bilmiyorum ama bazı ülkelerin nüfusu kadar Lisanslı sporcu var ülkemizde. Ancak dünyada maalesef öyle elle tutulur lisanslı sporcu sayımızla orantılı bir başarı elde edebilmiş değiliz. Bunun derinine inersek belki çözülür herşey ancak ne yazık ki onun da sebeplerini araştırmak yerine ya reklamını yeterince yapamadığı için hiddetli olan sponsor veya Eğitmen tarafından sporcuya ya da sporcu tarafından yeterince destek vermediğini iddia ettiği sponsora fatura kesiliyor. Nereye kadar gider böyle bilmiyorum ama bu bence havada duran bir bisiklette pedal çevirmekten başka bir şey değil. Gittiğini sanıyorsun ama yerinde sayıyorsun.

Zaman geçiyor, genç nesiller yetişiyor birbirinden parlak yıldızlar doğuyor bu ülkede. Belki geleceğin Kenan Sofuoğlu’su, Gamze Bulut’u, Neslihan Kavas’ı… Ancak verilmeyen destek ve gösterilmeyen ilgi yüzünden o yıldızlar koskoca galakside kaybolup gidiyor. Ya da bin bir zorluk çekerek canını dişine kayarak olimpiyat koşuyor. Çünkü spor bazen eski sporculardan, aynı yolları eskitmiş insanlardan bile destek ve teşvik namına bir şey görmüyor.

Velhasıl kelam spora verilen(verilmeyen) destek konuşulacaksa eğer buna ne zaman yeter ne kağıt ne de kalem. Ama şunu biliyorum; sporun sporcuyla buluştuğu günler çok yakın. Çünkü kapı kapı dolaşıp takımına destek isteyen oyuncular var bu ülkede. Ya da orda burda çalışıp kazandığı parayı takımına yatıranlar. Zor şartlar altında idman yapanlar veyahut ailesinden gizlice antremana gidenler,sesini dünyaya duyurmak isteyenler. Herkesin gıbtayla bakıp yüreğine sağlık dediği umut dolu sporcular onlar.

Diyeceğim o ki;

Destek verenin de vermeyenin de yüreğine sağlık.

 

                                                                                                                                                                  ‑Aycan C.  

                                                                                                                                                          SKRO

 

                                   

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir